IPB

Hoşgeldin Misafir sadece misafir olmak mı istiyorsun ?yoksa üye olmak mı istiyorsun? evet mi? o zaman lütfen üye olun. ( Giriş | Kayıt )

 
Reply to this topicStart new topic
> Atatürk'ün müziğe bakışı
bohemia
Mesaj Feb 18 2006, 02:21 AM
Mesaj #1


bizden biri
****

Grup: Administrators
Mesajlar: 307
Kayıt: 2-February 06
Üye No: 2



'Bir ulusun değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği algılayabilmesidir'
Atatürk'ün müziğe bakışı
'Bir toplum kanunlarla, birtakım önlemlerle başka bir kültüre intibak ettirilebilir. Harfleri değişir, şapkası değişir, kılık kıyafeti değişir, fabrikaları yapılır, senfoni orkestraları kurulur, böylece toplum Batılılaşır.'

AYTAÇ YALMAN
IPB Image
Modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın eşsiz lideri, mazlum milletlerin umut ışığı, öldükten sonra da ilkeleri canlı kalabilen Mustafa Kemal Atatürk , kuşkusuz asrın lideri olabilme başarısını gösteren tek devlet adamıdır.

Bugün, yaşadığımız gerçekler karşısında, onun ateşlediği devrimci hareketin ne kadar büyük, ne kadar saygın ve ne kadar onurlu olduğunu daha iyi anlıyor ve onu büyük bir özlemle arıyoruz.

Bugün sizlere büyük Atatürk'ün farklı bir özelliğini, sanata ve kültüre bakışını bir insan ve bir devlet adamı olarak, özellikle müzik konusundaki düşünce ve hizmetlerini ifadeye çalışacağım.

Atatürk'ün genel anlamda müziğe bakışını şekillendiren üç özellik; insan sevgisi, ulus sevgisi ve çağdaşlıktır. Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleştirilen Türk müzik devriminin ancak ulusal değerler korunarak evrensel normlar ile çağdaşlaşabileceği görüşü benimsenmiş ve bu yönde çalışılmıştır. Bugün bu alanda kazandığımız değerler, Cumhuriyetin, ilk yıllarındaki Türk müzik devriminin olumlu sonuçlarıdır.

Atatürk'ün sanata bakışını değerlendirmeden önce Batılılaşma felsefesi üzerindeki düşüncelerine kısaca değinmekte fayda görüyorum.

Atatürk'ün Batılılaşma felsefesi ile sosyologların kültür teorileri arasındaki ayrılık bugün bile tartışılmaktadır. Atatürk'ün inandığı husus; ''Bir toplum kanunlarla, birtakım önlemlerle başka bir kültüre intibak ettirilebilir. Harfleri değişir, şapkası değişir, kılık kıyafeti değişir, fabrikaları yapılır, senfoni orkestraları kurulur, böylece toplum Batılılaşır.'' Fakat sosyologlar Emil Durkheim ve Ziya Gökalp ile başlayan sosyoloji ekolü, ''Bir kültür, bir milletin ruhu gibidir. Organik bir şeydir. Hayat görüşüyle, müziği ile, âdeti ve ananesiyle, ölüsünü mezara gömüşüyle kültür, organik bir bütündür. Nasıl dışarıdan organizmaya bir şey ithal ederseniz onu reddederse, kültür de böyle bir şeydir'' diyorlar. Atatürk gibi düşünen Suat Sinanoğlu gibi düşünürler olduğu gibi, Gökalp gibi düşünen sosyologlar da vardır. (Tarihçilerin kutbu, Halil İnalcık kitabı, söyleşi Emine Çaykara )

Atatürk'ün kültürel değişim ile ilgili görüşlerinden sonra sanata, özellikle müziğe bakışına geçebiliriz. Sanatı ''Güzelliğin anlatımı'' olarak tanımlayan Atatürk, 1933 yılında ünlü 10'uncu Yıl Nutku'nda güzel sanatlar ile ilgili olarak ''Türk milletinin tarihi bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onu yükseltmektir. Bunun içindir ki milletimiz, yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, yaradılıştan gelen zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlara sevgisini, milli birlik ruhunu sürekli ve her türlü vasıta ve tedbirlerle başlayarak geliştirmek milli ülkümüzdür'' demiştir. Atatürk, ulusal ruhumuzda var olduğunu çok iyi bildiği sanat inceliğinin büyük eserler ortaya koyacak güçte olduğuna inanıyor ve bunu her fırsatta ifade ediyordu. Çağdaş klasik müziğin kurumsallaşmasının öncüsü büyük Atatürk, ''Bir ulusun değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği algılayabilmesidir'' demek suretiyle müziğe bakışını çok veciz bir şekilde ifade etmiştir. 1924 yılında İzmir Kız Öğretmen Okulu öğrencilerini ziyareti sırasında yaptığı konuşmada müziği insan hayatı ile eşdeğer tutuyor, ancak seçilen müziğin türü üzerinde düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak adeta evrensel müzik konusundaki düşüncelerinin ilk ipuçlarını veriyordu. Nitekim 1928 yılında temel tercihinin çoksesli Batı müziği olduğunu vurguluyordu.

Rumeli türkülerinden klasik Batı müziğine


Atatürk, genç yaşlarında Selanik'te dinlediği ve çok sevdiği Rumeli türkülerini ileri yaşlarında bile büyük bir duygusallık içinde beğeni ile dinlemiş ve hüzünlenmiştir. Ancak hayatının özellikle son dönemlerinde saz eserlerini ve fasıl heyetlerini, özellikle nihavent makamındakilerini büyük bir beğeni ile dinlediğini biliyoruz.

Atatürk, bir gün Antalya'ya giderken yolda mola verilir ve kulağına bir türkü sesi gelir. ''Ben bu türküyü çok sevdim, bulun getirin bu türküyü söyleyeni'' der. Küçük bir çoban gelir, Atatürk ''Sesin çok güzel, bana da bir türkü okur musun?'' der. Çoban ''Demirciler demir döğer tunç olur'' türküsünü söyler. Atatürk dalmıştır. ''bis bis'' der, çoban şaşkınlıkla bakar ''Oğlum bis'' der, çoban nazlanmadan gene aynı türküyü okumaya başlar. Atatürk türkü bitince cebinden harçlık çıkarır, uzatır. Çoban hemen alır harçlığı, kuşağına kor, elini uzatır. Atatürk'e ''bis bis'' der. Bu espri Atatürk'ün çok hoşuna gitmiştir. (İçimizden Biri Atatürk, Prof. İlknur Güntürkünkalıpçı ) Rumeli türkülerini seven Atatürk'ün Türk sanat müziğine de ilgi duyduğunu, özel treninde Türk sanat müziği eserlerini dinlediğini, ''Atatürk'le bir tren yolculuğu'' isimli albümden öğreniyoruz. Atatürk'ün Sofya'da seyrettiği operanın, üzerinde bıraktığı duygusal ve düşünsel yoğunluğu daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Ancak Atatürk'ün en çok sevdiği ve onu çok duygulandıran, belki de hüzünlendiren eser, Tosca operasında Cavaradossi 'nin meşhur aryasıdır. Bu eseri defalarca dinlediğini ve çok sevdiğini sizlerle paylaşmak istedim. Henüz 15 yaşındaki Ferhunde Erkin 'in Çankaya'da verdiği bir konserde Atatürk'ün sözleri, sanata bakışı yanında yaşam mücadelesini ve karakterini çok anlamlı bir şekilde ifade ediyordu. ''İnkılapçıların, bütün dünyaya kafa tutmuşların sofrasındasın. Şimdi öyle bir şey çalacaksın ki, kendimizi dünyaya göğüs gerdiğimiz günlerin havası içinde bulacağız.''

Atatürk, J.S. Bach 'ın Chaconne'sinin ritmik ve sert bir üslup içinde yorumlanmasından memnun kalmıştı o gece. Atatürk'ün klasik müzik ile ilgili bir anısını da Attilâ İlhan 'ın Allahın Süngüleri ''Reis Paşa'' isimli kitabından aynen nakletmek istiyorum. Gecenin karanlığında, Direksiyon Villası'nın alt kat salon pencereleri aydınlık görünüyor; Paşa'nın otomobili, uygun bir yere çekilmiştir; kapıda, Nizamiye nöbetçileri; sakin bir gece: yumuşak, varla yok arası, kar yağıyor; içerden, piyano sesi; dokunaklı, billur damlalar: Frederick Chopin, ''La Tristesse'' . Piyanonun duşları üzerinde, narin ve hafif; besbelli, Fikriye Hanım'ın elleri. Önde o, piyanoya oturmuş; geride, Mustafa Kemal Paşa ve Mithat Bey koltuklara gömülü, onu dinlemektedir: ikisi de, böyle bir ilk geceye uygun, özenli giyinmişler. Fikriye, üzerinde eflatuna çalan, sarmaşık moru robu; boynunda, yaprak yeşili eşarp; mutluluğundan mı, ışığın dağılışından mı, yoksa Chopin'den mi, nedir; fevkalade şık, fevkalade alımlı ve fevkalade kadın görünüyor. Fikriye, parçayı bitirip piyanodan kalkınca; ''Reis Paşa'' ayağa kalktı; genç kadını usulca alkışladı: ''- ... aferin Fikriye... kulağımızın pasını sildin; adamakıllı ilerletmişsin piyanoyu ...''

Mithat Bey de ayağa kalkmıştı, alkışlıyordu:

Fikriye mütehayyir, mahcup ve mes'ud, yerine gidiyor:

''- ... estağfurullah! Lütfen izam etmeyelim! ... Beni mahcup ediyorsunuz!..''

Büyük önder, Batı'nın bir çağa sığdırdığı Rönesans ve Aydınlanmayı 10 yılda başardı
Atatürk ve klasik Batı müziği...
IPB Image
Cumhuriyetin ilanından kısa bir zaman sonra Atatürk , Makam-ı Hilafet Muzıkası'nı Ankara'ya naklettirmiş ve dolayısı ile Riyaset-i Cumhur yani bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın temeli atılmıştır. Bu olumlu gelişmeyi musiki muallim mektebinin kurulması izlemiş, 1926 yılında İstanbul'da darülelhan, konservatuvara dönüştürülmüştür. Bilahare sanatçı ve öğretmen olarak yetiştirilmek üzere Paris, Berlin, Budapeşte ve Prag'a yetenekli öğrenciler gönderilmiştir. Avrupa'ya genç Türkiye Cumhuriyeti'ni kültürel ve sanatsal açıdan tanıtmak amacıyla 1926 yılında Karadeniz gemisiyle İtalya'dan Rusya'ya kadar 12 Avrupa ülkesinin 16 limanını kapsayan bir gezi düzenlenmiştir. Gemide Riyaset-i Cumhur Muzıka Heyeti, kültür ve sanat adamları bulunuyordu. Atatürk'ün 1927 yılında Ankara'da, değerli sanatçımız İdil Biret Hanımefendi'nin de hocası olan Prof. Kempff 'le, Türkiye'de oluşturulmak istenen müzik devrimi üzerine yaptığı görüşme, kurumsallaşma adına çok önemli hususları ihtiva ediyordu. 1934 yılı, Atatürk'ün müzik devrimi konusuna özel önem verdiği bir yıldır. Bu dönemde Adnan Saygun 'a yazdırdığı Özsoy Operası bu hizmetlerinden biridir. Yine Saygun'un Pentatonizm üzerindeki araştırmaları ile ilgilenmiş, özünü halk müziğinden alan çoksesli bir müziğin Türk müzik devrimine öncülük etmesi için çok çalışmıştı. Çünkü Anadolu köylüsünün dinlediği müziğin türkü formatında olduğunu biliyordu Atatürk. Aynı yıl Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü kurulmuş, bunu Devlet Müzik ve Tiyatro Akademisi Yasası çıkarılması takip etmiştir. İki yıl sonra 1936 yılında konservatuvar kurulmuştur. Atatürk'ün konservatuvara ilgi ve desteği o kadar derindi ki, Hasan Âli Yücel ile birlikte zaman zaman okula gidip talebeler ile birlikte öğle yemeği yediğini biliyoruz. Konservatuvarın geliştirilmesi ve profesyonel müzik adamı yetiştirilmesi için yabancı uzmanlardan yararlanılmıştır. Bunlardan biri, Alman besteci Paul Hindemith idi. 1938'e kadar konservatuvarın kurulması çalışmalarına iştirak etmiştir. İkinci uzman Carl Ebert 'tir. 1936'dan 1947 yılına kadar konservatuvarın tiyatro ve opera bölümlerinin kurulmasına büyük emek vermiştir. Kuşkusuz bütün bunlar, büyük Atatürk'ün yol göstermesi sonucunda gerçekleşmiştir.

Atatürk'ün bir diğer özelliğini de burada zikretmeden geçemeyeceğim. Yurt gezilerinde, müziğe kabiliyetli çocuklara özel ilgi gösteren Atatürk, 1934 yılında Soma'da rastladığı küçük Mahmude ile yakinen ilgilenmiş, bilahare müzik öğretmeni olmasını sağlamıştır. Kuşkusuz Atatürk'ün Sofya'daki görevi, çoksesli Batı müziğinin tanınması için büyük bir fırsat olmuştur. Nitekim 15 yıl sonra Ankara'da modern bir opera binası yapılmasını planlara koydurtmuş olmasına rağmen bugün Ankara hâlâ modern bir opera binasından yoksundur. Ancak sergi evi binası, 1948 yılında İnönü 'nün ilgisi ile operaya dönüştürülmüştür.
User is offlineProfile CardPM
Go to the top of the page
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
Okuyan Sayısı: 1 (1 Misafir ve 0 Gizli Üye)
0 Üye:

 



tıbbi mümessil, ilaç ve sağlık konusunda her konuyu paylaşabilirsiniz.tüm sağlık konularını (soğuk algınlığı, nezle, grip, depresyon, obezite (şişmanlık, zayıflama yöntemleri), cinsel disfonksiyon (iktidarsızlık gibi), sağlık haberlerini, tıbbi ilaç firması tanıtımları, özel hastane tanıtımları, Tıbbi Mümessil iş ilanları, tıbbimümessil iş başvuruları, tıbbi mümessil işe alım, tıbbi mümessil anıları, Tıbbi mümessil sorunları, Tıbbi Mümessil atasözleri konularını sitemizde bulabilirsiniz.represantlara gerekli olan bilgisayar programları (winamp 2013, windows media player, antivirüs güvenlik programları en son sürümleri 2013 sürümleri gibi.), internet tarayıcıları (internet explorer 7,8,9, firefox 18, opera gibi), resimler (örneğin çin malı araba resimleri), komik fotoğraflar, karikatürler, fıkralar, komik yazılar, power point sunumları sitemizde sürekli güncelleniyor.yemek tarifleri bölümümüzde geniş tariflere yer verilmektedir.2013 yılı vizyondaki ve gelecekte gösterime girecek olan sinema filmlerinin tanıtımları da sürekli sitemizde güncellenmektedir.lütfen yasak içerikleri göndermeyiniz.yazdıklarınızda kişiye,kuruma ve genel ahlaka hakaret mesajları yazmayınız.www.mumessiller.com tıbbi mümessiller sitemizde yazılan yazıların içeriğinden, resimlerden ve linklerden tamamen gönderen kişi sorumludur.www.mumessiller.com sitesinde site yöneticisi haricinde yazılan tüm yazılardan, gönderilen resimlerden ve gönderilen linklerden site yönetimi sorumlu tutulamaz.tıbbi mümessil dernekleri ortak internet sitesi 2013 yılı içinde hizmet verecektir.
Herhangi bir konu için düşüncelerinizi bizimle paylaşmak isterseniz:yorum yazın.
Basit Görünüm Tarih: 23rd October 2014 - 12:21 PM
tıbbi mümessiller sitesini şu ana kadar free web hit counter kişi ziyaret etmiştir.teşekkür ederiz.